Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi-II Dersi Konu Özetleri

                ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ-II DERSİ KONU ÖZETLERİ 
A-ATATÜRK DÖNEMİ İNKILAPLARI (Finalde ortalama 8 sekiz soru sorulacaktır)
   I-ATATÜRK İNKILABI VE HEDEFLERİ
        Atatürk inkılabının ve ilkelerinin temel amacı ve hedefi Türkiye'yi çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarmaktır.  Türk İnkılabının temel prensipleri; Ulus egemenliğine dayanan devlet.,  Tam Bağımsız devlet,   Dinin kullanılmadığı ve dinin gerçek değerine ulaştığı Laik devlet., Hukukun üstünlüğü ilkesine, insan halkarı ve  özgürlüklere dayalı demokratik devlet.Ulusal ekonomiye sahip ulusal devlettir. 
         Atatürk'ün kalkınma modelinde; Üniversite, konservetuar, müzeler, halk evleri açılırken demiryolları da yapılmış, kumaş, şeker, çimento vb fabrikaları da açılarak ekonomik, toplumsal ve kültürel kalkınma bir bütün olarak sağlanmıştır.
         Türk İnkılabı eski siyasal, hukuksal , toplumsal ve eğitim sistemlerini laik ,çağdaş ve ulusal bir anlayışla kökten değiştirmiştir.Örneğin; medreseler kapatılmış çağdaş okullar açılmıştır,Arap harfleri yerine latin harfleri kabul edilmiştir, mecelle yerine medeni kanun kabul edilmiştir.
II-SİYASAL ALANDA İNKILAP HAREKETLERİ
   A-SALTANATIN KALDIRILMASI.(1 Kasım 1922)
DÖNEMİN ÖZELLİĞİ. SALTANATIN KALDIRILMASININ GEREKLİLİĞİ. HALİFELİĞİN SALTANATTAN AYRILIP KALDIRILMASI. VAHDEDDİN'İN KAÇIŞI
      Mudanya anlaşmasından sonra Lozan görüşmeleri kararı alınmıştı. İtilaf devletleri TBMM'yi güç durumda bırakmak, fazla ödün vermemek için Lozan konferansına Osmanlı hükümetini de çağırdılar.  İtilaf devletlerinin niyetini anlayan Mustafa Kemal'in önergesi ile Lozan antlaşmasının olumsuz etkilenmemesi için TBMM saltanata son verme gereği duymuştur.Bazı milletvekillerinin karşı çıkmasına rağmen oy çokluğu ile hilafetten ayrılan saltanat  1 Kasım 1922'de kaldırılmıştır.
        Mustafa Kemal, genelgelerde  ve kongrelerde ve TBMM'ni açmakla kişisel egemenliğin sona ereceğini ve egemenliğin millete devredileceğini göstermiştir.
       Saltanatın kaldırılmasında Padişahın millet desteğini kaybetmesi ve ulusal egemenliğe ters düşmesi etkili olmuştur.
       Saltanat kaldırılınca ülkede devlet rejiminin ne olacağı sorunu ortaya çıkmıştır.Vahdeddin'in Padişahlığı kaldırılıp halifeliği alınmamasına rağmen 17 Kasımda  ülke dışına kaçması TBMM'yi 18 Kasımda halife atamak zorunda bırakmıştır.
      "Anayasaya göre hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Yasama ve yürütme yetkileri mecliste toplanır. Bu iki esası bir kelime ile anlatmak için hangi sözcüğe bakarsanız bakın karşılığı cumhuriyet olacaktır" diyen Mustafa Kemal kişisel egemenliğin geçerliliğini yitirdiğini vurgulamaktadır
  B-CUMHURİYETİN İLANI (29 Ekim 1923)
CUMHURİYETE GEÇİŞİN GEREKLİLİĞİ. CUMHURİYET YÖNETİMİNİN ÖZELLİKLERİ  
       1 Kasımda saltanatın kaldırılmasıyla artık TBMM Türk devleti olarak tanınmıştır. Ancak ne yönetim şekli ne de devlet başkanı balirsizdi.Artık Kurtuluş Savaşımız başarılmış ve Lozan imzalanmıştır.Sıkıntı yaratan bir konu da bakanlar ve başbakanın Meclis tarafından belirlendiği ve zıt görüşlerin yer alıp sık sık anlaşmazlıkların çıktığı "Meclis Hükümeti" sisteminden kaynaklanan hükümet bunalımıydı.Mustafa Kemal önce Halk Partisi gurubunda Cumhuriyet kararı aldırmış ve 29 Ekim 1923'te TBMM'de Cumhuriyet ilan edilmiştir.
       Cumhuriyetin ilanı ile 1921 Anayasasının 1-2-4-10-12. maddelerinde yapılan değişiklikler:
*Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Yönetim biçimi halkın yazgısına doğrudan el koyması esasına dayanır.
Yeni Türk devletinin yönetim şekli Cumhuriyet, adı da Türkiye Cumhuriyeti'dir. *Türkiye Cumhurbaşkanı TBMM tarafında ve kendi üyeleri arasından bir seçim devresi için seçilir. Tekrar seçilme hakkı vardır.
*Türkiye Cumhurbaşkanı devletinde başkanıdır. Bu sıfatla gerekli gördükçe meclise ve hükümete başkanlık eder.Başvekil Cumhurbaşkanı tarafından meclis üyeleri arasından seçilir. Diğer hükümet üyeleri başvekil tarafından yine meclis üyeleri arasında seçilir ve toplu olarak cumhurbaşkanının onayına sunulur. (Bu hükümet kurma sistemine "Kabine Sistemi" denir.)
      Hükümet kurma sistemindeki bu değişikliklerle hükümet bunalımına ve devlet başkanlığı tartışmasına son vermek amaçlanmıştır.
      ı Nisan 1923'te  miletvekili seçme  yaşının 25'ten 18'e indirilmesi ve vergi verme şartının kaldırılması gibi değişikliklerle yönetime katılımı arttırmak amaçlanmıştır.
      TBMM'nin açılması, Saltanatın kaldırılması,Cumhuriyetin ilanı ulusal iradeyi egemen kılmaya yönelik inkılaplardır.
      Gerek saltanatın kaldırılmasından önceki lozan'a İstanbul hükümetinin de çağrılması gerekse  Cumhuriyetin ilanından önceki hükümet bunalımı gibi siyasal sorunlar bu inkılaplara ortam hazırlamıştır.
      Demokrasinin en belirgin şekli cumhuriyettir. Cumhuriyet sisteminde hukukun üstünlüğü ilkesi egemendir. Özgürlük vardır ancak bunun sınırları kanunla saptanmıştır.Buna göre cumhuriyet yönetiminde egemenlk ulusa aittir. Yönetenler seçimle iş başına gelir.Vatandaş prensibi ön planda tutulmuştur.Tüm yurttaşlar yönetime eşit ve ortak olarak katılmalı. Seçimler belli aralıklarla tekrarlanmalı.  Vatandaşlar dilediği partiyi seçebilmei.  İnsan hakları ve özgürlükleri güvenceye alınmalıdır.
  C- HALİFELİĞİN KALDIRILMASI (3 mART 1924)
HALİFELİĞİN VE TEOKRATİK DEVLET DÜZENİNİN SAKINCALARI. HALİFELİĞİN KALDIRILMASI VE HANEDANIN YURT DIŞINA ÇIKARTILMASI. ŞERİYE VE EVKAF VEKALETİNİN KALDIRILMASI     
       3 Mart 1924'te "Halifenin ilgası ve hanedanı Osmaniye'nin Türkiye Cumhuriyeti memaliki hariciyesine çıkartılması" dair kanunun 1. maddesiyle hilafet kaldırıldı.Aynı gün Şeriye ve Evkaf Bakanlığı ve Erkan-ı Harbiye Bakanlığı kaldırıldı. Tevhid-i Tedrisat kanunu kabul edildi.
     Rejimi güvenceye almak ve ümmetçilikten ulusçuluğa geçmek için 3 Mart 1924 kanununun 2. maddesinde "Osmanlı hilafet ve hanedanına mensup  hiç bir erkek ve kadın diğer mensupları Türkiye Cumhuriyeti içinde ikamet edemez"  yasasıyla hanedanın sürgün edilmesinin amacı rejimi güvenceye almaktır.  3. maddede ülkeyi terk etmeleri için on gün süre verilmiştir.
      Halifeliğe son verilip hilafet haklarının TBMM'de saklı tutulması ve hanedanın yurt dışına çıkartılması ile ulusal egemenliğe dayalı devlet yapısındaki teokratik yapılanmayı etkisizleştirmek, devrimlerin yapılmasındaki engelleri ortadan kaldırmak ,cumhuriyet rejiminin geleceğini güven altına almak, laik devlet düzenine geçmek , inanç özgürlüğünü geliştirmek ve devlet otoritesini güçlendirmek  amaçlanmıştır.
       Mustafa Kemal'i  halifeliğin kaldırılmasına yönelten en önemli sebep, halife kaldığı sürece inkılapların yapılamayacağı düşüncesidir.
      TBMM Osmanoğullarından  Abdülmecit Efendiyi halife atadı ve uyacağı kuralları bildirdi. TBMM,   Abdülmecit efendiden Halife dışında unvan kullanmaması ve uyacağı kuralları bildirerek en üstün otorite olduğunu göstermiştir. Ancak, halife saltanat kurumunun mirasçısı gibi davranmaya başlamış, yönetimde iki başlılık yaratmış ve Osmanlı ailesinin denetimine girmişti.   Bunlar halifeliğin kaldırılmasına ortam hazırlamıştır.
       Ülkeden ayrılan Vahdeddin ; İslam dünyasının desteğiyle egemenliğini sürdürmek için Hindistan müslümanlarından halifenin haklarını savunmasını istemiştir.  
       Halifeliğin kaldırılması,  laik ve çoğulcu demokrasiye geçmeye ve medreselerin kaldırılması gibi yeniliklere ortam hazırlamıştır.
      D- T.C ANAYASASININ ESASLARI.
1921-1924-1961-1982 ANAYASALARI VE 1923-1928-1934-1937 ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ

    Türkiye Cumhuriyetinin ilk anayasası 20 Ocak 1921 tarihli Kurtuluş Savaşı'nın anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunudur.1921 anayasasının en önemli maddeleri,  Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur.Yönetim usulü halkın kendi geleceğini kendisinin belirlemesi esasına dayanır.Yürütme ve yasama yetkisi TBMM de belirir ve toplanır. Şeriat hükümlerinin yerine getirilmesi TBMM’nin görevidir.Bu maddeler Osmanlıların yok sayıldığına kanıttır.
     Meclisi milletin tek temsilcisi haline getirmek amacıyla 1921 anayasasında "Güçler birliği" ilkesi kabul edilmiştir.Bunun  benimsenmesinde kurtuluş savaşı şartlarında hazırlanması etkili olmuştur.
    1924 Anayasasının temel maddeleri; Türkiye devleti bir cumhuriyettir. Türkiye devletinin dini İslam, dili Türkçe başkenti ise Ankara'dır. Yasama ve Yürütme yetkileri meclistedir.. Seçme ve seçilme hakkı yalnız erkek vatandaşların 18 yaşını bitiren her erkek Türk milletvekili seçebilme hakkına sahiptir. 30 yaşını bitiren her erkek Türk milletvekili seçilebilme hakkına sahiptir.Her vekil yalnız kendini seçen değil tüm milletin vekilidir.Cumhuriyetin değiştirilemeyeceği hatta bunun teklif dahi edilemeyeceği maddesi ile devletin şeklinin değiştirilmemesi amaçlanmıştır.
     1924 anayasasıyla egemenlik kayıtsız şartsız millete  verilmiş, yasama yetkisi millete, yargı yetkisi bağımsız mahkemelere verilmiştir. Bu ulus egemenliğine önem verildiğini gösterir. 1924 anayasası demokratik parlamenter rejime geçmede önemli adımdır.
     Halifeliğin kaldırılmasına tepkileri azaltmak için 1924 anayasasına "Devletin dini İslamdır" maddesi  konulmuş ancak 1928'de anayasadan çıkartılmasıyla  anayasanın laikleşmesinin sağlandığı söylenebilir.
    1921 anayasasının "din ve devlet işleri TBMM hükümetince yürütülür" maddesi 1924 anayasasında "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dini İslamdır" şeklinde değiştirilmesi laikliğin aşama aşama gerçekleştirilecek olmasının göstergesidir.
    
27 Mayıs 1960'ta  1-Demokrat partinin demokrasiden sapması 2- Kendi yandaşlarına ayrıcalık yapıp halkı bölmesi  3-Demokrat partinin Atatürk devrimlerinden ödünler vermesi gibi gerekçelerle ordu Milli Birlik komitesi adı ve Cemal gürsel yönetiminde , Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Partiyi indirerek ülke yönetimine el koydu.  Kurucu Meclisin hazırladığı 9 Temmuz 1962'de Yeni Anayasa halk oylamasıyla kabul edildi. TBMM, 1- Millet Meclisi 2-Cumhuriyet Senatosu olarak çift meclisli oldu. Anayasa Mahkemesi kuruldu.  1961 anayasası son derece gelişmiş hak ve özgürlükler sistemi ve sosyal devlet kavramlarını getirmiştir.
      
22 şubat 1962'de  Albay Talat Aydemir liderliğinde beş yüz subay ce sekiz bin askerin darbe girişimi başarısız oldu.
       12 Mart 1971 günü sokakta  tırmanan olaylar gerekçesiyle dört kuvvet komutanının verdiği muhtıra radyoda okunarak Adalet Patisi ve
Süleyman Demirel hükümeti çekilmiş, Nihat Erim  Reform hükümeti kurmuştur.Anayasanın dörtte biri değiştirilmiştir.
        12 Eylül 1980'de ülke bütünlüğünü korumak,milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaş ve kardeş kavgasını önlemek,devlet otoritesi ve varlığını yeniden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine engel olan sebepleri ortadan kaldırmak gibi gerekçelerle Kenan Evren yönetiminde "Milli Güvenli Konseyi"  6. Süleyman Demirel hükümetini indirerek yönetime el koydu.Kenan Evren tek aday olarak Cumhurbaşkanı seçildi.
Milli Güvenlik Konseyi  1982 anayasasını hazırlatmıştır. Şiddet ve terörün çıkmayacağı bir anayasal düzen için bir çok hak ve özgürlükler sınırlandırılmıştır. Her partinin katılamadığı seçimler sonunda Turgut Özal 1983 yılında Başbakan olmuş ve liberal politikalar izlemeye başlamıştır.
       28 Şubat 1997'de Milli Güvenlik Kurulunda alınan kararlarla Refah-Yol hükümetinin icraatları ve yol açtığı olaylar açıklanarak  uyarılar açıklandı  Bu uyarılar Post Modern darbe  olarak nitelenir.
    
Anayasamızın değiştirilemez hükümleri 1-Devletin şekli 2-Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.3-Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı, başkenti ile ilgili hükümler değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez
     1921 anayasası her türlü düşüncenin temsil edildiği demokratik bir meclis tarafından kabul edildiği için Türkiye Cumhuriyeti ve Osmanlıların en demokratik anayasasıdır. 1924 anayasası tek parti egemenliğine sahip bir meclis tarafından kabul edilmiştir. 1961 ve 1982 anayasaları askeri darbeler sonunda hazırlandığı için askeri niteliktedir.Çünkü atanmış kurucu meclislerce hazırlanmıştır. 1961 anayasasında gösteri, örgütlenme ve yayın gibi kişi hürriyetleri, sendika-toplu sözleşme-grev hakkı vardı.1982 anayasasında birçok hak ve hürriyetler kamu düzeni, suçu önleme, genel sağlık ve ahlak gibi nedenlerle sınırlandırılabilmektedir. Toplu sözleşme kaldırılmış, grev hakkı kısıtlanmıştır. 1924, 1961, 1982 Anayasalarının değiştirilemez 1. 2 3. maddelerinde Cumhuriyetin nitelikleri açıklanmıştır.Domokratik, Laik, Sosyal devlet ve Hukuk devleti nedir araştırın.sorulur.
       1923 Anayasa değişikliği ile hükümet kurmada "Kabine sistemi"  kabul edilmiştir. 1928'de "Devletin Dini İslamdır" maddesi anayasadan çıkartıldı.Cumhurbaşkanı ve milletvekili yeminindeki ifadeler çıkartıldı. "Dini kararların TBMM tarafından uygulanacağı" maddesi iptal edildi. Seçmen yaşı 18'den 22'ye çıkartıldı. 1934 tarihinde kadınlara seçme -seçilme hakkı anayasaya girdi. 5 Şubat 1937 tarihinde altı Atatürk ilkesi Anayasaya konuldu.Altı ilkenin anayasaya konulmasıyla  cumhuriyetin niteliklerinin değiştirilmemesi amaçlanmıştır. İnceleyiniz.
E-PARTİLER ve ÇOK PARTİLİ DÖNEME GEÇİŞ DENEMELERİ, İNKILABA KARŞI TEPKİLER.
 
(TBMM'DEKİ GURUPLAR-T.P.CUMHURİYET FIRKASI.-ŞEYH SAİD AYAKLANMASI-ATATÜRK'E KARŞI SUİKAST GİRİŞİMİ- SERBEST CUMHURİYET FRKASI)
      İlk Mecliste birinci gurup "Anadolu ve Rumeli  Müdafa-i Hukuk" gurubudur.  Mustafa Kemal, 9 Eylül 1923'te inkılapları yapmak ve halka benimsetilmesini sağlamak için   "Halk Fırkasını"  kurdu.
Halk Fırkasının temel amaçları şunlardı; Ulus egemenliğini halk tarafından halk için uygulanmasını sağlamak  2-Türkiye'yi çağdaş bir devlet olarak yönetmek  3-Hiç bir kişi ve sınıfa ayrıcalık tanımamak  4-Ulusal ruh ve bilinci yaşatmak ve korumak  5-Hızlı bir ekonomik kalkınma sağlamak  6-Din fikirlerini devlet ve dünya işlerinden ayırmak.
   
Terakkiperver Cumhuriyet fırkası 17 Kasım 1924'te Cumhuriyet Halk Partisi içinden ayrılan Kazım Karabekir,Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Cafer Tayyar, Refet Bele tarafından kurulmuştur. İlk muhalefet partisidir.Liberal ve domokrat parti olarak kurulmuş. "Parti dini düşüncelere saygılı ve ferdi hürriyetlere taraftardır" sloganını kullanmış. İdari olarak yerinden yönetimi ve liberal ekonomiyi benimsemiştir.
     14 Aralık 1924'te bir kanunla kişinin aynı anda milletvekilliği ve ordu mensupluğu  sakıncaları nedeniyle yasaklanmıştır.
      Mustafa Kemal Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası için
"Bırakınız karşımıza çıksınlar memleket işlerini münakaşa edelim. Bizim meclisimizde de iki parti olmalı hükümeti denetleme sistemi kurulmalı ve medeni ülkelerin parlamentolarına benzemeliyiz" diyerek demokrasi düşüncesini dile getirmiştir
       13 şubat 1925'te
Şey Sadi İsyanı çıkmıştır. Bu isyan cumhuriyete karşı bir karşı devrim hareketidir. Musul'u alabilmek ve Kürt devleti kurdurmak için İngilizler de bu isyanı desteklemişlerdir. Fethi Okyar  hükümeti şiddet kullanmak istemediği için istifa etmiş, yerine İsmet İnönü hükümet kurmuş ve ardından "Takrir-i Sükun Kanunu" çıkartılmış ve "İstiklal Mahkemeleri"  kurulmuştur. "Şey Said isyanından sonra Türkiye'ye dönüp tahta çıkacağım"  diyen Vahdeddin halifeliği geri getireceğini dile getirmiştir. Şeyh Said isyanına karıştığı gerekçesiyle Terakkiperverr.Cumhuriyet Fırkası kapatıldı.
      Tüm inkılapları önlemek için 15 Haziran'da İzmir'e varacak olan Gazi'ye suikast planlandı. Pek çok eski İttihatçı ve Mustafa Kemal'e muhalifler yargılandı. Sonunda toplam 17 kişi idam edildi.
      
Serbest Cumhuriyet Fırkası, Çok partili hayata geçmek isteyen Mustafa Kemal'in isteği ile arkadaşı
Fethi Okyar 12 ağustos 1930'da kurdu. Mustafa Kemal, kız kardeşi Makbule'yi de partiye soktu.Serbest Cumhuriyet Fırkasının temel amaçları; Cumhuriyetçi, milliyetçi ve laik esaslara bağlı. 2-Vatandaşların her türlü girişimlerine hükümet müdahalesini kabul etmez 3-Teşvik-i Sanayi kanunu tümüyle uygulanacaktır .4-Yerli üretimin himayesi ve ihracatın temini için tedbirler alınacaktır.  5-Köylü ve çiftçiye çok düşük faizli kredi verilecektir.
  Partinin laiklik ve cumhuriyete karşı yönelmesi üzerine  18 Aralık 1930'da kendi kendini feshetmiştir.
       Menemen İsyanı:  23 aralık 1930'da İzmir/ Menemen'de Nakşibendi Şeyhi Derviş Mehmet liderliğinde  Esat Efendi, Şeyh Halit ve Hoca Saffet yönetiminde  Şeriat isteriz sloganıyla isyan çıktı..Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay ve iki bekçi katledildi.28 kişi idam edilmiştir.
        1 Şubat 1933'te Bursa Ulucamiinde ezanın Türkçe okunmasına tepki duyan Nakşibendi tarikatı yanlıları vali konağını basarak isyan çıkarmıştır.
        Tüm isyanlar demokrasiye geçişin şartlarının tam olarak sağlanamadığını kanıtlar.
        Atatürk döneminde çok partili demokrasiye geçme denemelerinin başarısız olması hem hükümetin denetlenmesini önlemiş hem de farklı görüşlerin meclise yansıması gecikmiştir.Ancak inkılaplar yapılmıştır.
        Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurulmasından sonra Şey Said isyanının çıkması ve Serbest Cumhuriyet Fırkasının kurulmasından sonra Menemen İsyanının çıkması demokrasi ortamının henüz oluşmadığını kanıtlar.
       Cumhuriyetin ilk yıllarında; Halkta demokrasi bilincinin yerleşmemiş olması.   Eski rejim yanlılarının bir araya gelme tehlikesinin belirmesi. ve laiklik ilkesinin doğru algılanamaması gibi nedenler çok partili hayata geçilmesini geciktirmiştir. 
       Çok partili hayata geçilememesi Cumhuriyet Halk Fırkasının denetlenememesine neden olmuştur.   Çok partili hayata geçilmekle halkın istek ve görüşlerini meclise yansıtmak ve iktidarı denetlemek amaçlanmıştır.
      
Demokrasinin baş koşulu özgürlüktür. Demokrasinin işleyebilmesi için bireylerin özgürce tavır alabilmeleri ve toplumsal olaylarda özgür işlemlerle yer almaları gerekir.  Demokrasinin işleyebilmesi için toplumsal hayata katılabilmenin ön plana çıkması en temel koşuldur.
       Demokrasi MÖ 550'ler  Yunan Medeniyetinde ortaya çıktı. En ünlü hatip  Perikles'tir.  Yunan demokrasisinin özellikleri 1-Hürriyet 2-Eşitlik
3- Adalettir. Çağdaş demokrasi İngiltere'de başladı ve  hala gelişmektedir.  Günümüzde demokrasinin dört temel ilkeye sahip olması gerekir  1-Seçimler ve temsil  2- Siyasi partiler  3-Çoğulculuk ve katılım  4-Hukukun üstünlüğü ilkeleridir. Bunları inceleyin
III-HUKUK ALANINDA İNKILAP HAREKETLERİ
    ı-ESKİ HUKUK-LAİK HUKUK
        Osmanlı devletinde hukuk kuralları Şer-i ve Örf-i kurallara göre düzenlenmiştir. Osmanlılarda devlet düzeni bozuldukça hukuk düzeni de bozulmuş, hukuk düzeni toplumsal ilişkileri sağlıklı yürütme gücünü yitirdiği için inkılap koşulları ortaya çıkmıştır. Laik ve demokratik olmayan hukuk kurallarıyla kişi dokunulmazlığı, insan hakları, düşünce-kanaat - ifade-bilim ve sanat özgürlüğü söz konusu olamaz.  Laik ve demokratik hukuk insan haklarının ve özgürlüklerinin güvencesidir.
       Hukuk alanında inkılap yapılmasının nedeni çağdaş hukuk ve devlet düzenini oluşturmaktır.
   2-TÜRK MEDENİ KANUNU
      Hukukta birliği sağlayan medeni kanun sosyal devlet düzeninin kurulmasında, toplumun çağdaş  görünüm kazanmasında , laikliğe geçişte çok etkili bir inkılaptır.
      Medeni kanun, boşanmada ,mirasta, resmi nikahta, şahitlikte eşitlik, kadının istediği mesleğe girmesi ilkeleriyle kadın erkek arasında sosyal eşitlik sağlamıştır.  Medeni kanunun kabul edilmesi, , halk evlerinin kurulması,
Tevhid-i Tedrisat kanununun kabul edilmesi gibi gelişmeler kadına eşit haklar tanımaya yöneliktir.
       Mustafa Kemal, 1913'te Sofya'da söylediği 
"Çok eşliliğe son verilmesi,kadın sosyal hayatta yerini almalı" sözüyle medeni kanunun getirilerini savunmuştur
IV-EĞİTİM ve KÜLTÜR ALANINDA İNKILAP HAREKETLERİ
  I-TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU (3 mART 1924)
         Eğitim sistemindeki ikiliği ortadan kaldırmak, çağın gereklerine ve Türk toplumunun yapısına uygun modern, çağdaş , kaderde ve kıvançta birleşen bir toplum oluşturmak için Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi. 3 Mart 1924
         Tevhid-i Tedrisat kanunu ile;   Eğitim öğretim kurumları milli eğitim bakanlığı bünyesinde birleştirilmiş ve esasları devlet tarafından belirlenmiştir. Böylece tüm eğitim kurumları bir merkezden yönetilerek eğitimde ikilik kaldırılmış , devlet kontrolüne alınan eğitimde birlik sağlanmıştır. Laik  eğitim-öğretime geçilmiştir. Demokratik ve çağdaş bir eğitim öğretim anlayışı benimsenmiştir.
        Medreselerin olumsuz tutum takınması, eski eğitim sisteminde yetişenlerin karşı çıkması, yeni eğitim sisteminin halka duyurulamaması ve yabancı okulların imtiyazlarını kaybetmek istememesi gibi nedenler yeni eğitim anlayışının benimsenmesini zorlaştırmıştır.
        Bu kanunla Türkiye'deki yabancı  ve azınlık okullarının dini ve siyasi eğitim yapması önlenerek , Medeni kanuna tabii tutulmuşlar böylece öğrenim kurumlarında amaç birliği sağlanarak, yabancı devletlerin iç işlerimize karışması önlenmiştir.  Atatürk 
"Türk milletine gideceği yolu gösterirken, dünyanın her türlü ilminden, buluşlarından, ilerlemelerinden yararlanılacaktır, ancak temel kendi içimizden çıkmalıdır" sözüyle  milli eğitimde çağdaşlığın ulusalcılık üzerine temellendirilmesini vurgulamıştır.
 2-MEDRESELERİN KALDIRILMASI VE EĞİTİM ALANINDA YENİLEŞME
          Tevhid-i Tedrisat Kanununun ilkeleri doğrultusunda uygulamalar başlamış ilk iş olarak medreseler kaldırılarak  görev alanları milli eğitim bakanlığına bağlanmıştır. Din adamı sayısının yeterli olması, dağılma döneminden beri süregelen kültür çatışmalarına son vermek ve çağın gerektirdiği eğitimi sağlamak için yapılan inkılap medreselerin kaldırılmasıdır. Bunların yerine Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur. Eğitimde önemli bir gelişme de köyde eğitim ve kalkınmayı sağlamak için 17 Nisan 1940'ta  
Köy Enstitüleri'nin açılmasıdır.
      Medreselerin kaldırılması, şer-i mahkemelerin kaldırılması veya metrik sisteme geçilmesi gibi uygulamalar  Toplumsal hayatta uygulamalardaki farklılıkları  ortadan kaldırma amacına yöneliktir.
      1926'’da yabancı okullarda Türkçe,tarih,coğrafya derslerini Türk öğretmenleri okutması, Türk müfettişlerce denetlenmesi gibi uygulamalarla  Türkiye milli devlet anlayışını korumayı amaçlamıştır.
      Cumhuriyet döneminde okuma yazma ve eğitim oranını yükseltmek için ilk öğretim parasız ve zorunlu yapılmış, yeni okullar açılmış,öğretmen okulları açılmıştır.
     Mustafa Kemal Atatürk;
"Bir dinin fenne, akla, ilme ve mantığa dayanması lazımdır. Bizde ruhbanlık yoktur. her fert dinini, diyanetini imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. orası da mekteptir" diyerek  Tevhid-i Tedrisat Kanununu ve diyanet işleri başkanlığını savunmuştur
3- YENİ TÜRK HARFLERİNİN KABULÜ
       Arap harfleri Türkçeye uygun değildir. Türkçe kelimeler Arap harfleriyle kolay okunup yazılamıyordu. Bu da Türk kültürünün gelişmesini olumsuz yönde etkiliyordu. Eğitimin çağdaşlaştırılması,  okuma yazmanın kolaylaştırılması, halkın kültür düzeyinin yükseltilmesi ancak harf inkılabı ile gerçekleştirilebilirdi.
        Osmanlılar döneminde Kıyafet değişikliği 2. mahmut devrinde başlamıştır. 1896'da hükümet bir kararla Ramazan ayında okka ile arşın yerine kilo ile metre kullanılması kararı almıştır. Enver Paşa  yeni bir alfabe oluşturmaya çalışmıştır. Latin harflerinin kabul edilmesi için Mebusan Meclisine önerge verilmiş ve 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde latin harflerinin kabul edilmesi istenmiştir. Bütün bu gelişmeler Osmanlılarda yenileşme ve yeni yazı ihtiyacının hissedildiğinin göstergesidir.
     Türk Harflerinin Kabulu ve Tatbiki Kanunu 1 Kasım  1928'de yasalaşmıştır.
     Harf İnkılabını eleştirenlere göre; Kutsal kuran Arapça yazıldığı için harf değişikliği yapılmamalıdır. Çin ve Japonlar çok zor olan alfabelerini değiştirmemişler biz de Arap harflerini değitirmemeliydik.  Arapça değiştiği için eski ile bağlantımız kalmadı okuyup yazamıyoruz eleştirilerine  alfabemizi şöyle savununuz.   Arap harfleri kutsal değildir, kutsal olan kurandır. .Çince ve Japonca bu milletlerin milli alfabesidir Türklerin milli alfabesi Göktürk ve Uygur alfabeleridir. Arap harfleri Türkçenin ihtiyaçlarına cevap veremiyordu ve okuma yazma oranı ve kültür düzeyi çok geri kalmıştır. Osmanlılarda bile harf değişikliği ihtiyacı hissedilmiştir. Ayrıca bu inkılap Türklerin Araplaşmasını ve Arap kültürünü benimsemesini önlemiştir.
       Millet Mekteplerinin açılması okuma yazma öğretmek ve kültürel kalkınma için çok önemli bir gelişmedir.
1929'da açılan
Millet Mekteplari'ne 15-45 yaş arası kadın-erkek bütün vatandaşlar için gitme zorunluluğu getirilmiş böylece okuma yazma oranı arttırılmıştır.1928-2002 arasında üç yüz elli bin kitap basılmasının göstergesi okuma yazma oranının artmasıdır. II Mahmut'un kıyafet değişikliği, 1896'da ramazan ayında metre ve kilo'nun kullanılması  gibi uygulamalar Osmanlılar döneminde yenileşme isteğini kanıtlar
4-DİL VE TARİH ALANINDA ÇALIŞMALAR
      Ümmetçi tarih anlayışından milli tarih anlayışına geçmek. Türk milletinin kabiliyetini ve dünya medeniyetine katkılarını ortaya koymak . Türk tarihinin Osmanlılardan önceki  dönemlerinin de aydınlatılması için Atatürk 1931 yılında
Türk Tarihi tetkik Cemiyeti'ni kurdu. "
 
    "Eğer bir millet büyükse, kendini tanımakla daha büyük olur. Türk çocuğu ecdadını tanımakla daha büyük işler yapacak gücü bulacaktır"Diyen Atatürk  Türk Tarih kurumunun kurulmaaını savunmuştur.
     Türkçe kelimelerin yozlaşması, yazı dili ile konuşma dili arasında fark oluşması, yabancı kelimelerin Türkçeye girmesi gibi olumsuzluklar Atatürk'ün  1932 yılında
Türk Dili Tetkik Cemiyeti'ni kurmasına neden olmuştur.
    "Ulusun yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu , dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır"   Atatürk bu sözleriyle Türk kökenli kelimelerin dilimize kazandırılmasını hedef göstermiştir.
      Türk tarihi Tetkik Cemiyetinin  ve Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kurulması Atatürk'ün Türk kültürüne verdiği önemin göstergesidir.
 5-GÜZEL SANATLAR
      Bir toplumu eğitmenin ve bilinçlendirmenin en kısa ve ucuz yolu sanattır.Sanatları gelişmemiş bir ülkenin kalkınmasına imkan yoktur. Atatürk, kültür ve sanatı Türk'ün malı olarak ortaya çıkarmak,  sanatı teşvik edip güven vemek,  sanat ve sanatçı yetiştirmeyi hedefledi. 
      Atatürk; Kır/kent ayırımını ve köylü/kentli ikiliğini ortadan kaldırmak, kültür ve düşünce birliği sağlamak ve Türk milletini yeni ülküler etrafında toplamak için
HALK EVLERİ'ni açtı.
      Atatürk döneminde halk evlerinin kurulması, Müzelerin açılması,sanatın özgürleştirilmesi ve teşvik edilmesi ve Türk kültür ve sanatını ortaya çıkarmasının amacı Cumhuriyetin kültür atılımını yapmaktır.
     V- TOPLUMSAL YAŞAYIŞIN DÜZENLENMESİ
   I-TEKKE,ZAVİYE VE TÜRBELERİN KAPATILMASI
       Birer  hurafe ve çıkar kurumları haline gelmiş olan bu yerler  halkın eşitliği ilkesine de ters düşüyordu. Şeyh adı altında toplumu sömüren ve kullanan kişilerin de önüne geçilmiştir. İslam'da parçalanmayı getiren bu kurumlarda siyasi ve ekonomik istismar vardı. Akılcı ve çağdaş toplumda olmaması gerekiyordu.
       Atatürk
“Tekkeler behemahal kapatılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, her şubede irşadlarda bulunacak kudrete haizdir. Hiçbirimiz tekkelerin irşadına muhtaç değiliz. Tekkelerin gayesi halkı meczup ve aptal yapmaktır. Halbuki halk aptal ve meczup olmamaya karar vermiştir. Biz medeniyet alemi içinde medeniyiz” sözleriyle tekke ve zaviyelerin kapatılmasını desteklemiştir.
     TBMM’nin bir kanunla tekke ve türbeleri kapatmasına rağmen cami ve mescidi olan tekke ve zaviyelere dokunulmamıştır. Bu uygulama laiklik ilkesinin ibadet özgürlüğünü tanımasının bir sonucudur.
2-KILIK KIYAFET İNKILABI
       Türk toplumuna çağdaş bir görünüm kazandırmak. Türk toplumunu modern bir toplum haline getirmek. Kılık kıyafete dayalı ayrımı ortadan kaldırmak ve kılık kıyafet karmaşasına son vermek. Laikliğe aykırı görünümleri ortadan kaldırmak.  Geri kalmışlık imajını silmek. Ülkede birlik ve beraberliği sağlamak ve dini kıyafetlerin istismarını önlemek için yapılan inkılap kıyafet değişikliğidir. Mustafa Kemal, Kastamonu gezisinde şapkayı tanıtarak yararlarını anlatmış ve 1925’te şapka giyilmesi hakkındaki kanun çıkartılmış ve 1934’te yasa ile  dinsel kılık kıyafet taşımak sınırlandırıldı.
      Mustafa Kemal’in 1925 yılında Kastamonu ve İnebolu gezisinde söylediği “Fikrimiz zihniyetimiz tepeden tırnağa kadar medeni olmalıdır. Medeni ve beynelminel kıyafet milletimiz için layık bir kıyafettir onu giyeceğiz. Turan kıyafetini araştırıp ,ihya etmeğe gerek yoktur. Medeni ve beynelminel kıyafet bizim için çok cevherli milletimiz için layık bir kıyafettir”  sözleriyle kıyafet değişikliğini savunmuştur.
3- SOYADI KANUNUNUN KABULÜ
       Osmanlılarda kişilerin ayırt edilmesi en karmaşık konulardandı. Kişilerin baba adı, doğum yeri veya unvanlarla anılması nufus kayıtlarında, mahkemelerde, tapu kayıtlarında sorun yaratıyordu. 1934 soyadı kanunu ile toplumsal ayrıcalık belirten unvan ve lakaplar kaldırıldı. TBMM Mustafa Kemal’e Atatürk soyadını vermiştir. 1934 soyadı kanunu ile rütbe,yabancı ırk, ve millet  soy adlarının kullanılması ve bir başka  kanunla molla, ağa, hoca, beyefendi gibi  toplumda ayrıcalık  belirten unvanların kullanılması resmen yasaklanmıştır. Herkese soy adı alma zorunluluğunun getirilmesi, toplumda ayrıcalık belirten lakap ve unvanların kaldırılması ve nüfus kütüklerinin yenilenmesi toplumda çağdaş bir anlayışın benimsenmesine yöneliktir.
       Soyadı kanununun kabul edilmesi,  Kılık kıyafet inkılabının yapılması veya tekke ve zaviyelerin kapatılması toplumsal hayatı laik ve modern hale getirmek için yapılan uygulamalardır.
4-TAKVİM-SAAT VE ÖLÇÜLERDE DEĞİŞİKLİK
      Hicri takvimden 1 Ocak 1926’da miladi takvime geçilmesi, Hafta tatilinin Cuma’dan Pazar’a alınması. Metrik sisteme geçilmesi çalışmaları ülke içinde ve dışı ile ilgili uygulamalarda  birlik sağlama amacına yöneliktir. 
Hafta tatili ile herkesin aynı gün tatil yapması.  Farklı uzunluklardaki arşın ve endaze yerine metre kullanılması veya Arap harfleri yerine Türk alfabesine geçilmesi  gibi uygulamalarda ülke içindeki uygulamalarda birlik sağlama amacına yöneliktir.
      1925’te Avrupa saat sistemine geçildi. 1928’de Avrupa’nın kullandığı rakamlar kabul edildi. Ağırlık ölçüsü olarak Kilogram 1931 yılında kullanılmaya başlandı.  Yine 1931’de ölçüde metrik sistem esas alındı. 1935’te hafta tatili Cuma’dan Pazar’a alındı.
5-KADIN HAKLARININ KABULÜ
       1926’da Medeni Kanun ile kadınlara sosyal-ekonomik ve toplumsal alanda erkeklerle eşitlik tanınması çok önemli bir inkılaptır. Kadınlara siyasal haklarda, 1930’da Belediye meclisine seçme ve seçilme hakkı verilmiş. 1933’te kadınlarımıza muhtar seçme ve köy ihtiyar heyetine seçilme hakkı verilmiş. 1934’te kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı bir çok Avrupa ülkesinden önce verilmiştir.
      1924 anayasasında “18 yaşını bitiren her erkek Türk milletvekili seçme seçilme hakkına sahiptir” maddesi 1934’te “22 yaşını bitirmiş her Türk milletvekili seçme hakkına sahiptir” şeklinde değiştirilmesiyle  kadınlara  seçme hakkı tanındığı yargısına varılabilir.
      Kadınlara siyasi hakların verilmesi.  Evlilikte tek eşliliğin resmileştirilmesi. Medeni kanunu kabul edilmesi çalışmalarının amacı kadın-erkek eşitsizliğini gidermektir. Toplumsal ve siyasi alanda cinsiyet farkının kaldırılması demokrasiyi sağlamaya yönelik uygulamalardır.
      Mustafa Kema'in “Büyük Türk kadınını çalışmalarımıza ortak yapmalı , hayatımızı onunla yürütmeli, Türk kadını ilmi ahlaki, siyasi, sosyal ,ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı destekleyicisi yapmalı” sözleriyle kadın-erkek eşitliliğinin sağlanmasını savunmuştur.  Bir toplum aynı amaca kadın ve erkeğiyle birlik yürüyemezse, yükselip uygarlaşmasına teknik olarak ve bilimsel olarak  olasılık yoktur”  sözleriyle kadınlara genel seçimlere katılma hakkı verilmesini savunduğu söylenebilir
VI- EKONOMİK ALANDA GELİŞMELER
I- CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA EKONOMİ
         Osmanlı devletinde tarım ilkel, üretim azdı. Osmanlı İmparatorluğu hammadde ihracatçısı, sanayi ürünü ithalatçısı bir ekonomik yapıdaydı.Dış borçlar, Duyun-u Umumiye, Sürekli imtiyaz arayarak ülkeye giren yabancı sermaye ve kapıtülasyonlar  Osmanlı imparatorluğunun yarı sömürge niteliğinin en açık belirtileridir. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın yükü eklenince ülke daha kötü duruma düştü. Cumhuriyetin devraldığı miras ilkel tarım, sıfıra yakın sanayi, madenleri-limanları-demiryolları-şirketleri yabancıların elinde, çağdaş eğitim ve bilim hayatı olmayan  bir toplum. Osmanlılar borçlarını ödeyemediği için yabancılar Duyun-u Umumiye teşkilatı ile ülke gelirlerinin  %32 ‘sine  el koymuş. Kapıtulasyonlar sayesinde ticaret ve sanayi kuruluşları, Zonguldak kömürleri, demiryolları, elektrik idaresi  yabancıların elinde. Bu tablo  Osmanlıların emperyalizmin denetimine girmesinin sonucudur.     “Ülkemize yardım yapacak devlet ülkemizi ele geçirme amacı gütmemeli ve devletimizin ulusçuluk ilkesine saygılı davranmalıdır” diyen Atatürk  yabancı sermayenin ülke çıkarları için kullanılmasına karşı olmadığını belirtmiştir.
2-MİLLİ EKONOMİ İLKESİ VE UYGULANMASI
       İZMİR İKTİSAT KONGRESİ: Lozan görüşmeleri sürerken yeni Türk devletinin ekonomik politikasını belirlemek ve milli ekonomi kararları almak için Atatürk’ün önerisiyle 17 Şubat 1923’te İzmir’de İktisat Kongresi toplandı. Atatürk açılış konuşmasında “Siyasal zaferler ne kadar büyük olursa olsun ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa, kazanılacak  başarılar yaşayama

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !